“Haydi, kalk gel ; uzak köylerin okullarına, zorluklarla boğuşan köy çocuklarının memleketine götüreyim seni” dedi İrep.
Gözümde , küçük, tuğla renkli okullar, içten gülüşleriyle enerjisi zaptedilemeyen çocuklar canlandı.
Gittim…… Sonra köyleri gördüm… Doğu Anadolu’nun ırak köylerini. Haziran ayıydı.

Oysa ben, soğuğun nasıl kırık camlardan sızacağını ; tuvalet demeye bin şahit isteyen yerden öğrencilerin hangi hastalıklara yakalanacağını ; damdan karın nasıl da sınıfın içine yağacağını getirdim gözümün önüne.

Ve her seferinde hüzünle dokundum deklanşöre…

Umut götürmeliyiz oralara…
Seher, televizyonda şehirli yaşıtlarını özel okullarında seyrederken, sırasını tir tir titreyerek dört arkadaşıyla paylaşmasın.
Yalçın’ın, tavanı çökmüş okulu yeniden açılabilsin.
Berfin, okulun sırtını verdiği tepeden üstlerine toprak kayacak diye korkmasın.
Emrah, ders aralarında buzlu yoldan bir koşu evine tuvalete gitmek zorunda kalmasın.
Bu çocukların yüzleri umut dolsun istedim…
SERDAR BİLGİLİ

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yarının İzleri Web Sitesi Yüzüm Umuttur..