KİMİN HAYALİ, KİMİN GERÇEĞİ
Bir köyün sessizliğini ne bozar bilir misiniz? Ağacın arkasında canı sıkılıp anırmaya başlayan eşeğin sesi, tarladan dönen traktörün motorunun homurtusu, yorgunluk atmak için sigara tellendirenleri silkeleyen ikindi ezanı, bir de öğretmenin ‘ders bitti’ sözünü daha havada yakalayıp defterleri saçarak taş yollara dağılan köy çocukları. Hani dere kenarında çelik çomak randevuları vardır ya, aceleleri ondandır. Köyün tozu ayaklarının altında savrulur gider. Önlüklerin düğmesi açılmıştır çoktan. Çünkü oyun beklemez, çünkü onlar çocuktur... Yıllar yılı bir televizyon muhabiri olarak dolaştım Anadolu’yu. Her seferinde bu sesler doldu kulağıma, birbirine karıştı ve girdiğim her köyü bir kartpostal fotoğrafı olmaktan çıkarıp canlandırdı. Capacanlı karşımda duran köylerin kartpostallarda gizlenmiş gerçek sorunları vardı elbet. Susuzluk, bazen karanlık, çoğu zaman birikmiş ve mikrop üreten çöpler, köy büyüklerinin kredi hayali ve köy çocuklarının bitmeyen okul derdi. Köy okulunun dertleri hiç bitmezdi ki! Öğretmen geldi der sevinirsiniz okulun çatısı akmaya başlar, kış gelir yakıt gelmez, küçücük eller titremekten kalem tutamaz, köy halkı okulun duvarını imece usulü örer ama pencereler kırık kalır. Öğretmenin nefes alacağı, iki satır kitap okuyup çocuklara ufuklarını açacak yeni konular derleyeceği bir odası yoktur. Köyün yaşları 7 ile 11 arasında değişen çocukları iki dersliği bölüşürler. Kitap bulunmaz öyle kolay kolay. Sıraların üstünde dirseklerini değil hayallerini eskitir çocuklar...
Oysa köy okulu dediğinin camlarında çınar yapraklarının gölgeleri oynaşmalıdır. Dersi nefesi tıkayan soğuk değil, bir köy çocuğunun büyükşehirde görüp de heyecanlandığı sinemanın anısı bölmelidir en çok. Öğretmen tuvalet demeye bin şahit isteyen yerden öğrencilerin hangi hastalıklara yakalanacağını değil, onlara lisenin kapısını nasıl açacağını düşünürken dertlenmelidir. Köy okulu dediğin küçüktür ama öğretmeninin yüreği büyüktür. Çocuklara büyük büyük hayaller kurdurtup peşlerinden koşturacak kadar içtendir, adanmıştır. Köy okulu kırmızı tuğla çatılı, yeşil pencereli, sarı duvarlı saf kaynak suyu kadar lezzetli bir hayaldir aslında. Çocukların baharda çimlerde yuvarlandığı, seslerinin kuş cıvıltılarına karıştığı, kış geldiğinde de kartopuyla örtülen bir hayal...
Belki de bu hayal yüzünden ben, her sabah evden çıkıp işe giderken oğlumun gıdığını koklayıp, “beni bekle, büyüdüğünde seni keyifle okutacağım pırıl pırıl okullar yapmaya gidiyorum” diyor, günlük ayrılığıma teselli arıyorum. Ben ne mi yapıyorum? TOÇEV’in Milli Eğitim Bakanlığı ve Show TV ile birlikte yürüttüğü Yaşasın Okulumuz kampanyasının koordinatörüyüm. 81 ilde 81 köy ilköğretim okulunu onarmak için başlattık bu kampanyayı. Ve inanın, Doğu Anadolu’da seçtiğimiz okulları sahiplendirip, gelecek maddi destekle onarmak için çok az süremiz var. Eylül geldi mi, kar da kapıya dayandı demektir. İnşaat durur çünkü malzeme bile ulaştıramayız Doğu’nun gözden ırak düşmüş köylerine. Oysa bir hayalimiz var bizim. Yaz bitip çocuklar okullarına döndüğünde karşılarında gerçek bir okul bulsunlar istiyoruz. Onlar tatildeyken siz destekleyin, biz çalışalım, hazırız. Her ilden bir köy okulunu çocuklara ‘Yaşasın Okulumuz’ dedirtecek güzelliğe ve koşullara kavuşturalım.
Muş Yedipınar Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu’nda okuyan Seher, televizyonda büyükşehirli yaşıtlarını özel okullarında el sallarken seyrederken, sırasını tir tir titreyerek dört arkadaşıyla paylaşmasın. Hakkari Akçalı Köyü Eğercik Mezrası’ndaki tavanı çökmüş okul sekiz yıl sonra yeniden açılabilsin. Batman Şerbetli İlköğretim Okulu’nun öğrencileri okulun sırtını verdiği tepeden üstlerine toprak kayacak diye korkmasın. Şırnak Çavuşlu Köyü’nün öğrencileri ders aralarında bir koşu eve tuvalete gitmek zorunda kalmasın. Köy okulları cıvıl cıvıl fotoğraf karelerinin parladığı birer kartpostal olsun.
Kimimizin hayalidir köy okulu, kimilerinin acı gerçeği olmasın. Var mısınız?
İrep ÇAKIR
TOÇEV – Yaşasın Okulumuz Kampanyası Yayın ve Yapım Koordinatörü
irep@tocev.org.tr
Diğer yazıları için tıklayınız..