| |
|
 |
|
2008 Eylül ayında Toçev gençlik ve çocuk tiyatrosuna dahil oldum. Ekiple prova dönemleri içinde birbirimizi tanıyıp çok yakın bir süre içinde kendimi kabul ettirebildim sanırım ki ardından ikinci projem olan "İlk yardıma ilk adım" çocuk oyununda buldum kendimi. İlk Yardım projesi ile gittiğim okullarda gerek sahne arkasında gerek sahne üzerinde çok farklı duygular yaşadım. İlk Yardım projesi kapsamında gittiğimiz bölgelerde yatılı ilköğretim bölge okullarında iletişim kurduğum öğrenciler çok farklıydı sanki çok önceden beri tanıyormuşuz gibiydik birbirimizi o kadar sıcak o kadar içtenlik dolular ki heyecan dolu anlarımı onların bu tavırları sayesinde çok kolay atlattım sanırım. Onlarla birlikte oyunun sergileneceği alanı düzenlemek ve bazı zamanlarda birlikte aktivitelere dahil olmak çok güsel bir paylaşım. Türkiyede hemen hemen her bölgede Yibo var ve eminim ki o okullarda bu ülkeye üst düzeyde hizmet vericek bir çok öğrencimiz yetişicek bizimde bu anlamda bir nevze olsun katkımız olucaksa ne mutlu biz toçev ailesine ... "İlk yardıma ilk adım" evet belkide hayatta büyük önem taşıyan bu adımı ordaki çocuklar ilk defa bizim sayemizde bilinçlendiriliyor ve ilk adımlarını atıyorlar. Bu benim için gerçekten gurur ve onur verici bir görev, Gelecek nesilin büyükleri şimdi bizim sayemizde önemli bilgilerle aşılanıyor teşekkür toçev ve astra zeneca firması ... Mustafa Erhan Semiz.. |
| |
 |
| |
Hatay'dayız, Musabeyli ilçesinde, okulun adını hatırlayamıyorum; artık o kadar fazla okul ziyaret ettikki anımsamak gerçekten güçleşti. Okul müdürü bize yatakhaneleri gezdiriyordu -1. sınıflardan başladık- her kapıda o odada kalanların adları, hoşgeldiniz yazıları ve asılı çiçekler vardı.. İçerisi müthiş temiz, yataklar para atsan zıplayacak derler ya; aynen öyle. Tavanda elişi kağıtlarından yapılmış; tek tek özenle kesilmiş rengarek yıldızlar, küçükken 23 nisan bayramlarında yaptığımız sarkan süsler var, yan duvarlarında da aile fotoğrafları aileleri olmayanlarınsa; dergi ya da gazeteden kendileriyle özdeşleştirdikleri, özlemini duydukları aile fotoğraflar vardı. Giysi dolaplarının kapıları kilitlenmemiş, açık-onlar gibi-. O koridorun sonuna geldiğimde annemi aradım. Çünkü aklıma; beni büyük bir şevkatle uyandırdığı, kahvaltının annemle beraber beni beklediği, arkama bakmadan evden çıktığım günler aklıma geldi de.. Teşekkür ederim dedim, İYİ Kİ VARSIN hayatımda. İçeride ilk yardım eğitimi verilirken ben kendimi o koridorun havasına bayağı kaptırmışım. Sonra oyunumuzu oynadık. Onlara bakarken ne büyük fırsat eşitsizliği diye düşünüyordum hala.. Kaldı ki bu işin sadece duygusal tarafı, okulları ve öğretmenleri bile olmayan köyleri düşünmek, dert edinmek, onlar için çaba harcamak; her yiğidin harcı değil herhalde(!). İnsan ister istemez ne yapabilirim diye düşünüyor. Ben de öyle yaptım. Sistemi değiştiremediğimizi bu yaşıma kadar çok net gördüm.Gözüm, gönlüm değiştirebileceğim fakat bu döngüde devede kulak kadar küçük kalacak şeylere takıldı. E olmadı tabii.Tatmin etmedi. Sonra zamanla fark ettim ki ben en büyük hatayı kendimi onlardan uzak ve farklı hatta şanslı hissetmekle yapmışım galiba. Düşününce ben bu turlar sırasında hayatımda ilk kez bir şiiri etrafımdaki herşeyi unutarak, tüylerim diken diken dinledim, bir tiyatro oyunundan sonra bu kadar parıldayan ,hayat dolu gözlerle ilk kez karşılaştım, büyük bir huzur yaşadım, en içten duygularımı ortaya bıraktım ve geleceğe dair umutlandım… Karşılıklı bir alışveriş içinde olduğumuzu fark ettim aslında. Ebru Uygun’a ilk olarak yirmi dört yaşında bu vakfı kurduğu için , bu alış verişi bir yardım değil de bir yardımlaşma olarak gördüğü ve benim de görmeme fırsat tanığı için, yani dokunduğu bütün çocuklar için teşekkür ederim.. Ayfer Dündar... |
| |
 |
| |
1998 yılında daha vakfın kuruluşunun dördüncü senesinde Tocev çocuk ve gençlik tiyatrosu fikri Ebru Hanım'ın, ilk Güneydoğu seyahatinde , Tunceli de oluşmaya başlamıştı. Seyahati birlikte yaptıkları tiyatrocu gönüllülerimizden Vural Buldu işin liderliğini üstlenip, 1999 senesinde Toçev Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu'nu, genel sanat yönetmeni Şemsi İnkaya olmak üzere kurdu. İlk oyunları Turgut Özakman'ın “Karagözün D önüşü” idi. Bu oyunla birlikte ben de oyuncu olarak T.G.V.Ç.T 'suna dahil olmuştum. Hayatımda ilk kez doğuya gidiyor, hayatında ilk kez tiyatro seyredenlerle buluşuyor ,önce şaşkın, sonra mutlu ve umut dolu İstanbula dönüyordum. Yaklaşık iki sene hem Anadolu da çocuklarımızla buluşuyor, hem de İstanbulda sahne alıp elde edilen bilet gelirleri ile vakfa bir fon yaratmaya çalışıyorduk. İki sene sonunda yaklaşık yirmibin çocuğa ulaşmıştık. İkinci oyunumuz Sevgili Hilal Çelenk'in yazdığı "Elmanın Yarısı" oyunu idi. 2005'e kadar yaklaşık otuz bin çocuğumuz tiyatro ile buluşmuştu artık. Bu güne kadar ne kadar çocuğun hayallerini süsledik, kaç tanesinin umutları olduk bilmiyorum ama hiç yılmadan, yorulmadan tüm toçev ekibi gibi Anadolu’nun yollarını dolaşmaya devam ediyoruz...
Yaşasın Okulumuz Projesi'nin hala her açılan okuluna bir tiyatro oyunu götürmekteyiz. Astra Zeneca ilaç firması ile ortaklaşa yürüttüğümüz “ilk yardıma ilk adım” projesi ile yurdun tüm YİBO’larını dolaşıp çocuklarımızla ilk yardım la ilgili oyunumuzu oynuyoruz. Bu sene üçüncü senesine giren projemizde, iki senede 105 YİBO ya ulaşıp yaklaşık 22.000 çocuğumuza oyunumuzu götürdük ve devam ediyoruz.
Kipa ve Unilever firmaları ile yürüttüğümüz "Yarının İzleri" projemizde ise küresel ısınma gerçeğini çocuklarımızla, inteaktif bir anlayışla reji sini kurguladığımız "Dünya Kurtarıcıları" isimli oyunla buluşturduk. Altı ay gibi kısa bir sürede 6.000 in üzerinde çocuğumuza ulaşıp onlarla küresel ısınma gerçeğini, bu gerçekten korkmadan ne önlemler alına bileceğini oyunumuzla anlatmaya çalıştık. Kısa zamanda çok başarılı dönüşler aldık çocuklarımızdan hemen önlerler alınmaya başlamıştı. Annelerini babalarını uyarmaya, doğrusunu öğretmeye başlamışlardı bile …
Sanırım hiç bir çocuk ilk izlediği çocuk oyununu unutmamıştır. Hepimiz kaç yaşında olursak olalım hikayesini az çok hatırlarız. Amacımız yıllardır hep, çocuklarımızın hafızalarına hem sosyal amacımızı ulaştırmak hem tiyatro ile tanıştırmak, hayatı daha eğlenceli kılmaya çalışmak oldu. Belki gelecekteki bir tiyatro seyircisini oluşturmak, belki tiyatro ile hayatı anlamayı öğrenen bi genç yaratabilmek, belki de hayatın kaos ‘u nu çözmeye kavga ile başlamamayı öğrenicekler. Deniz yıldızı misali biz atmalıyız denize, kurtulan bir de olur, bin de, milyonlar da... Proje ortaklarımızın yurtdışında bu proje ile ödül almaları da, doğru yolda olduğumuz konusunda bizi daha çok motive etti... Aslında çok söze gerek yok biraz izleyen çocuklarımızın gözündeki eğlenceyi, mutluluğu, sevinci görünce, onlara dokunabilme ve bu mutluluğu yaşatabilme şansını bize veren önce Toçev yönetim kuruluna ve tabii ki bu projelerin gerçekleşmesini sağlayan Astra Zeneca, Kipa, Unilever ve tabii ki milli eğitim bakanlığına binlerce kez teşekkür ederim... Hakan Bilgin
|
| |
 |
| |
Yaşasın Okulumuz Projesi çerçevesinde, Kilis Musabeyli ilçesinin köylerinden birinde okul açılışı yapıyorduk. A çılışın ardından her zamanki gibi tiyatro gösterimizi yaptık. Gösterimiz bitip dekorumuzu toplarken proje sorumlumuz Bade yanıma gelip "Gösterimizi az ilerdeki Yibo çocukları için bir kez daha oynayıp oynayamayacağımızı" sordu. Ben daha önce Yibo adını hiç duymadığım ve varlığından da bihaber olduğum için Yiboyu İbo anladım. B ütün iyi niyetimle "İbo'nun çocukları için seve seve gösterimizi tekrarlayabileceğimizi " söyledim. "Tamam o zaman Yibo az ilerde dekoru yükleyip hemen gidelim"dedi Bade.
"Hazır dekor kuruluyken İbo'nun çocukları gelsin" dedim. Öyle ya İbo'nun kaç çocuğu olabilir ki. "Yiboda çok çocuk var, buraya gelemezler o kadar büyük arabaları yok" dedi Bade. "Allah allah , ya kaç çocuğu var bu İbo denen adamın" diye sordum. Bade de gülerek " ne İbosu dedi..." Tanyar |
| |
 |
| |
| |
|